|
|
15 aralik 2009 da islamiyet düsmanlari is basinda diye bir yazi yazmistim (www.audici.blogcu.com)o günden bu güne kadar tam 50 gün gecti,ve o pis site hala yerinde duruyor,bu yazi tam olarak 4 sitede yayinlandi,3 tanesi bana ait bir tanesi baskasina ait,bu kisiyide duyarliligindan dolayi kutluyorum,ortalikda haciyim hocayim tarikatciyim,genclere ders veriyorum,bana vahiy geldi,ben söyle hocayim ben böyle hocayim diye gezinen sahtekarlar neredesiniz?Sahtekarliklariniz utanmaz suratlariniza vurulunca nerelerdesiniz,islama peygamberimize Allahimiza hakaret varken neredesiniz hangi sahibinizin canagindan yal yemekle mesgulsunuz nerde sizin dini davaniz sahtekarlar,colugunun cocugunun rizkini internet köselerinde abuk sabuk yazilar yazabilmek icin harcayan beyinsiz sahketarlar,baskalarinin emeklerini calarak kendilerini hakli göstermeye calisan ahmaklar,islamiyete saldiri varken sizler nerelerdesiniz,sizler gibi sahtekar haci hocalarin cezasini Allah versin,sizleri ALLAH"a havale ediyorum,o fesat karinlariniz insallah cehennem atesiyle dolar,fesatliginizin icinde bogulursunuz,bu yazidan adam gibi inancli bu konulara duyarlilik göstermis gercek müslümanlari tenzih ederim...
Yazan :Audici




islamic glitter-dini gif,gliter bilder,glitzer bilder,islamic glitzer,simli resim,dini simli resim cumaniz mübarek olsun degerli ziyaretcilerim.....

Mü'min ve sâlih Müslümanlar başımın tacı olsunlar; ellerinden ve eteklerinden öperim. Var olsunlar sağ olsunlar, sıhhat ve afiyette olsunlar. Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, koruması üzerlerine olsun. Allah yolunda, Peygamberin izinde; Kur'ân'a, Sünnete, icmâ-i ümmete, Şeriata, ahlâk-ı islâmiyeye uygun şekilde; ihlâsla, irfanla, hikmetle, adaletle, insafla, istikametle hizmet edenler, i'lâ-i kelimetullah edenler biz sizin peşinizdeyiz. Ayağınızın tozu olmak ne büyük şereftir bize... Konumuz Müslümanlar değil, İslâmcılardır. İslâmcıların da hepsi değildir, aşağıda zikr ettiklerimdir. * Varan1: Haram rant yiyen İslâmcılar size yazıklar olsun, iki yakanız bir araya gelmesin, tepe üstü düşün, beter olun, berbat olun! Müslümanlara leke sürdünüz... * Varan 2: Bozuk düzenlerde bozuk işler yapılır nice b.... yenilir diyen İslâmcılar!.. Bu sapık fetvaya uymaktan dönmezseniz biz sizden, siz bizden beri olunuz, sizi gözümüz görmesin, yıkılın gidin! * Varan 3: İhalelere fesat karıştıran sahte İslâmcılar. Başlarınıza o ihaleler kadar taş düşsün! * Varan 4: Vaktiyle bu düzen bozuk diyen, ellerine fırsat ve imkan geçince bozuk ve çarpık dedikleri düzenin veya sistemin haram nimetlerine aç köpekler gibi saldıran sahtekâr İslâmcılar!.. Bu yolda giderseniz akıbetiniz hayr olmaz. * Varan5: Hazret-i Ömer Faruk Efendimiz Ümmetin işini görürken Ümmet mumunu yakar, kendi işini görürken kendi kandilini uyandırırmış edebiyatı yapan, ellerine imkân geçince saçı bitmedik yetimlerin, fakir fukara halkın hukukunu çiğneyen uğurssuz İslâmcılar... Sizleri gözümüz görmesin. * Varan 6:Kur'ân'da Rabbimiz "Allah müsrifleri sevmez... İsraf edenler Şeytanın kardeşleridir..." buyurmuşken, kendileri Nemrud gibi, Fir'avn gibi, Neron gibi, Şeddat gibi israf, debdebe, tantana, şaşaa, ihtişam, gurur, kibir içinde yaşayan, ne oldum delisi, küçük dağları kendisi yarattı sanan türedi İslâmcılar, başınıza haram servetleriniz kadar taş yağsın!.. * Varan 7: Saçlarına yün yumakları ilave edip sözde tesettüre giren dar ve rengarenk elbiseler içinde gezip tozan; erkeklerin şehvetli dikkatlerini açık hafifmeşrep karılardan fazla çeken İslâmcı sayın bayanlar!.. Ya tevbe edip dosdoğru tesettüre girin, yahut bu numaraları, bu tiyatroları bırakın. * Varan 8: Arazilere daha fazla yapı, daha fazla kat izni çıkartıp, bu yüzden oluşan rantlardan milyonlarca lira haram komisyon alan İslâmcılar!.. O haram komisyonlar size zehir olsun, zıkkım olsun!.. * Varan 9: Emanetleri ehil ve layık olanla değil, kendi yaranına, yakınlarına, akrabalarına dağıtan, nepotizm yapan, emanetlere hıyanet eden İslâmcılar!.. Sizin yatacak yeriniz yoktur. * Varan 10:Bir yanda Sünnî görünen, öte yandan ne kadar reformcu, yenilikçi, bid'atçi, değişimci varsa onlarla işbirliği yapan bukalemun tıynetli İslâmcılar!.. Bu münafıklıklarınız cezasız kalır mı sanıyorsunuz? * Varan 11: Haklı ve doğru uyarılardan, olumlu tenkitlerden nefret eden, yalan da olsa övgülere bayılan münafık İslâmcılar!.. Bu kafayla daha ne kadar sürdürebilirsiniz bu oyunu? * Varan 12: Yâranlarını, yalakacılarını, yağcılarını, meddahlarını, pohpohlayıcılarını mükafatlandıran, onların önüne yağlı kemikler atan, övgülere doymayan İslâmcılar!.. Tarihteki benzerlerinizden hiç ibret almaz mısınız siz? * Varan 13: Riyaset, makam, mevki, erîke, şan, şeref, ün, alkış delisi İslâmcılar!.. Hubb-i riyasetin cinsel şehvetten 360 kat fazla ve yakıcı olduğunu size hiç söylemediler mi? * Varan 14:Mukaddes dâvâmızı deve eden İslâmcılar!.. * Varan 15: Allah'ın âyetlerini ucuza satan İslâmcılar!.. * Varan 16: İslâm'ı ve Müslümanları yeryüzünden kazıyıp silmeye yemin etmiş harbî, militan, amansız kâfirlerle işbirliği yapan İslâmcılar!.. * Varan 17: İslâm'ın ve Ümmetin önündeki en büyük engeli oluşturan İslâmcılar!.. Veyl size!.. Eyvah size!.. Vah size!.. Efsus ki efsus size!..
yazan :Mehmet Şevket Eygi

Peygamberimizin nübüvvetini tebliğinden önce ve sonraki devirlerde, devletlerde, hatta kabilelerin iç bünyesinde ve kabileler arasında bile kavga, savaş eksik olmuyordu. Mekke döneminde Müslümanlar ve hatta bizzat Peygamber efendimiz de bu şiddete maruz kalmışlardır. Mekke'de gücü elinde bulunduran müşrikler, İslâmın yayılışını önlemek için Müslümanlara sosyal ve ekonomik boykot, baskı, keyfi tutuklama, göçe mecbur bırakma, bağlama, zincire vurma, kızgın kumlar üzerine yatırıp üzerlerine taş yığma gibi çeşitli işkence türleri ve hatta öldürme gibi yöntemler uygulamışlardır. Müşriklerin Müslümanlara karşı şiddet uygulaması, İslâmın Mekke döneminin son gününe kadar sürmüştür. Nitekim hicretten önce Darünnedve'de toplanan müşriklerin, Resulullah efendimize uygulamak üzere aralarında tartıştıkları üçhusustan (bağlamak, sürgün etmek ve öldürmek) herbiri birer şiddet yöntemidir. Mekkeliler fırsat düştükçe Medine döneminde de ele geçirdikleri Müslümanlara şiddet uygulamaktan geri durmamışlardır. Nitekim hicretin dördüncü yılında Zeyd bin Desinne ve Hubeyb bin Adiy'i işkence ile öldürmüşlerdir. Müşrikler şiddet yöntemiyle İslâmın yayılışını önlemeye muvaffak olamadıkları gibi, bilakis bu konuda başarısızlığa uğradılar. Öte yandan başarıya ulaşan, şiddet uygulayan değil, uygulanan taraf, yani Müslümanlar oldu. Çünkü Hz. Peygamber müşriklere aynı yöntemle karşılık vermedi ve onlardan intikam alma yoluna gitmedi. Müslümanlar çektikleri işkencelerden dolayı kendisine sızlandıklarında sabretmelerini öğütledi. Çünkü kendisi şiddet taraftarı olmadığı gibi, onun asıl hedefi şiddeti önlemekti. Kur'an-ı kerimde "Sen onlar üzerinde bir tahakküm edici değilsin" buyrulmaktadır.
Şiddeti aile içi ve topumsal şiddet olarak iki kısımda ele almak mümkündür. Aile içi şiddetten bahsedildiğinde ilk akla gelen, aile reisinin, diğer aile bireyleri ve büyüklerin küçükler üzerinde uyguladığı şiddet ve baskıcı tavırlardır. Bu tür bir uygulamanın ailede huzuru, sevgi ve saygıyı ortadan kaldıracağı gibi, böyle bir ortamda yatıp kalkan çocuklar ve gençler için kötü sonuçlar doğuracağı ve onların karakteri üzerinde olumsuz etkide bulunacağı ortadadır. Çünkü şiddete alışan aile fertlerinin de artık şiddetin bulunmadığı yerde yaşamak istememesi ve kendisinin de ileride aynı yollara başvurması doğaldır. Bunu önlemek de şiddet, baskı ve ezici tavırlar yerine karşılıklı sevgi ve saygının hakim olduğu bir aile yuvası oluşturmakla mümkündür. Çok sayıda ferdi ve toplumsal çatışmanın kaynağı olan şiddet, bir toplumda problemleri çözüm ve irtibat aracı haline geldiği zaman, basit sorunlar dahi üzücü olaylarla sonuçlanabilir.
iste malesef toplumumuzda ortalikta haciyim hocayim deyip gezinen dengesiz ahmaklar ailelerine her türlü siddeti uygulamakta (baski,zulüm,hakaret,kirici sözler,küfür,dayak vb)sonrada ortalikda ben haciyim hocayim deyip insan kiliginda gezinmektedirler,Peygamberimiz hayatinda bir kadina fiske dahi vurmazken,islamiyet siddeti yasaklarken(her türünü)bu tür ahmaklar kendi bildiklerini okumaya devam etmekte ve bu igrenc mahlukatlar yüzünden güzelim islam dini lekelenmekte ve bu tür yaratiklar yüzünden islamiyet her platformda karalanmakta ve kötülenmektedir..Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kisidir demis peygamberimiz s.a.v etrafinizdaki insanlar sizin elinizden ve dilinizden emin olmadiktan sonra siz haci olsaniz ne olur hoca olsaniz ne olur,gercek bir müslüman olarak cevrenize örnek olamiyorsaniz,hic olmazsa susun da adam sansinlar... cumaniz mübarek olsun


cumaniz mübarek olsun simli resimleri,en güzel dini simli resimler,özgün orijinal simli resim,dini isil isil resim,simli resim,glitter pic,sparkle animation,sparkle,gif,dini gif,simli dini gif resimleri,oynak resimler,hareketli resimler,audicianimasyon,free islamic glitter,islamic sparkle,islamic bilder,islamic wallpaper,islamic sparkle, 
Fesat - Fesatçılık İle İlgili Ayetler
Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz yalnızca ıslah edicileriz" derler. (2/11)
Haberiniz olsun; gerçekten asıl fesatçılar bunlardır ama şuurunda değildirler. (2/12)
Ki (bunlar) Allah´ın ahdini onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar Allah´ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar işte bunlardır. (2/27)
Hani Rabbin Meleklere: "Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi. (2/30)
(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı o zaman biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan oniki pınar fışkırmıştı böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah´ın verdiği rızıktan yiyin için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın. (2/60)
O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah, ise bozgunculuğu sevmez. (2/205)
Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Allah, dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah, güçlü ve üstün olandır hüküm ve hikmet sahibidir." (2/220)
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar, size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (3/118)
Bu nedenle İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun elçilerimiz, onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından, onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (5/32)
Allah´a ve Resûlü´ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. (5/33)
Yahudiler: "Allah´ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O´nun iki eli açıktır nasıl dilerse infak eder. Andolsun Rabbinden sana indirilen onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (5/64)
Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O´na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah´ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (7/56)
(Allah´ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki, onun düzlüklerinde köşkler kuruyor dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde, Allah´ın nimetlerini hatırlayın yeryüzünde bozguncular olarak, karışıklık çıkarmayın. (7/74)
Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb´ı (gönderdik. Şuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan başka ilahınız yoktur. Size, Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır eğer inanıyorsanız." (7/85)
O´na iman edenleri tehdit ederek Allah´ın yolundan alıkoymak için ve onda çarpıklık arayarak (böyle) her yolun (başını) kesip-oturmayın. Hatırlayın ki, siz azınlıkta (ve güçsüz) iken O sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın. (7/86)
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa´yı ayetlerimizle Firavun´a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. (7/103)
Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır´da) bozgunculuk çıkarmaları seni ve ilahlarını terketmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz, biz onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz." (7/127)
Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece, Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun´a "Kavmimde benim yerime geç ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (7/142)
İnkâr edenler, birbirlerinin velileridir. Eğer siz, bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (8/73)
Sizinle birlikte çıksalardı, size ´kötülük ve zarardan´ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ´haber taşıyanlar´ vardır. Allah, zulmedenleri bilir. (9/47)
Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir. (10/40)
Onlar atınca Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez." (10/81)
Şimdi öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. (10/91)
"Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (11/85)
Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar suçlu-günahkarlardı. (11/116)
"Allah adına hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz." (12/73)
Allah´a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar Allah´ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir. (13/25)
İnkâr edip de Allah´ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık onlara azab üstüne azab ilave ettik. (16/88)
Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye yeminlerinizi, kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır. (16/92)
Yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah´ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir. (16/94)
Kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. (17/4)
Dediler ki: "Ey Zu´l-Karneyn gerçekten Ye´cuc ve Me´cuc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (18/94)
"Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)." (26/152)
İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. (26/183)
Dedi ki: "Rabbim fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (29/30)
Medyen´e de kardeşleri Şuayb´ı (gönderdik) Böylece dedi ki: "Ey kavmim Allah´a kulluk edin ve ahiret gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (29/36)
İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (30/41)
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa´yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum." (40/26)
Demek ´iş başına gelip yönetimi ele alırsanız´ hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi? (47/22)
Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.´ (89/12)


Üç kardeştiler. Babaları öldükten sonra kalan arazi yüzünden birbirlerine girdiler… Gelinler, akrabalar olayı büyüttükçe büyüttüler. En büyük kardeş adeta kahretti. Köylerini terk etme kararı aldı. Kardeşlerine de; - Ben dedi hakkımdan vazgeçiyorum. Size bağışlıyorum bana düşen bütün arazileri, yarında köyü terk ediyorum. Kardeşler hem çok şaşırdılar, hem de sessiz kalmak işlerine geldi. Aslında sevinçlerinden neredeyse bayılacaklardı. Köyün en büyük arazisi yarı yarıya onlara kalacaktı. İkinci kardeş, içinden enayiliğine doyma ağam dedi. İnşallah caymazsın… Ağabey o tarihe kadar evlenmemişti. Kardeşlerinin büyümesini beklemiş, hayatını onlara hasretmişti. Ertesi gün, şafak sökerken vurdu sırtına azık torbasını, şoseye doğru düştü yola. Babasından kalan arazinin önünden geçerken, torbasındaki küçük bir keseyi çıkardı ve içine bir avuç toprak koydu. Kendi kendine; - Dedem rahmetlik, oğlum bu toprakta fesatlık var. Biz çıkıp gidemedik. Çık git babana aldırma derdi. Kısmet galiba bu güne..dedi. Ne dedeme, ne ondan öncekilere, ne de babamla amcalarıma hayretmedi. Şimdide, kardeşlerimle bana hayretmiyor. Bari bu kadar toprak hatıra kalsın. Şoseye vardı bir müddet bekledi. İlk gelen üstü açık kamyona el kaldırdı. Bindi gitti. Aradan 20 yıl kadar geçti. Büyük kardeş, namı bütün ülkede duyulan cinsten zengin olmuştu. Kardeşleri, kendi hakkından vazgeçen ağabeylerini ziyaret edip, gönlünü almak istediler. Düştüler yola… Ağabeylerinin yanına vardıklarında yüzlerindeki büyük pişmanlık hissinden başları yerdeydi. Ağabey kardeşlerini bağrına bastı. Şehrin her tarafını gezdirdi, yedirdi, içirdi, her birine, kıymetli ve değerli hediyeler armağan etti. Konak gibi bir yerde oturuyordu. Kardeşleri yattığında hanımına; Şunların kapısına bir var dedi, bak bakalım ne konuşuyorlar. Adamın hanımı, kulağını dayadı kapıya; Kardeşlerden biri ağlamaklıydı. - Ağamıza haksızlık ettik diyordu. Başkası olsa bizi tanımaz, adamlarıyla şehre bile sokmazdı. Diğeri ise; - Adamı yirmi sene önce yolcu bile etmedik. Biz adam mıyız gardaşım diyordu. Şu büyüklüğe bak, resmen duman olduk… Adamın karısı kocasına; - Bey dedi kardeşlerin bir pişman, bir pişmanlar ki sorma, ağlıyorlar… Adam acı acı güldü; - Bırak ağlasınlar dedi. Benim sakladığım köy toprağım var ya yarın yataklarını serdiğinde, görünmeyen kısımlara birer tutam serpiver. Ertesi akşam, adamın karısı denileni yaptı ve kardeşler odaya girdiklerinde yine dayadı kulaklarını kapıya. Kardeşlerden en küçüğü; - Bu kadar zenginlik bir adama çok diyordu, hem daha çocukları küçük ağamızı öldürelim, bölüşelim malını… Diğeri ise; - Benim karım öldü diyordu, ağamızı öldürdükten sonra, karısını da ben nikahlarım dedi, söyle ne zaman harekete geçiyoruz? Kadın heyecanla ve telaşla, gözyaşları içerisinde kocasına anlattı olanı-biteni. Adam, dışarıda bekleyen adamlarını çağırttı ve kardeşlerini yaka-paça aldırıp karşısına getirterek ve dedi ki; - Bu toprak size değdikçe, bu fesatlık sizden gitmez. Dua edin ki, kardeşimsiniz. Varın gidin fesatlıkla yoğrulan o topraklara… Sonra o küçük keseyi, en küçük kardeşine uzattı; - Al dedi, bu kese de size bıraktığım topraktan bir avuç vardı, tek bir parçasını bile istemem. Al bu da senin olsun. Gözünüz doyar belki… Kardeşler, kaçar gibi uzaklaştılar, ağabeylerinin huzurundan…


Muhterem Müminler!
Bütün canlilara merhametle davranilmasini isteyen Islam Dini, fertler arasinda sevgiyi, saygiyi, dayanismayi, yardimlasmayi ve sefkati emrederken, her türlü siddeti, baskiyi, haksizligi ve zulmü yasaklamistir. Siddet; korkutma, baski altina alma, kisitlama, sindirme yollari ile mala ve cana zarar vermek demektir. Ne yazik ki, özellikle kadina yönelik siddet olaylari sebebiyle, dagilan yuvalarin sayisi gittikçe artmakta, çocuklari, aileyi ve toplumu olumsuz etkileyen, huzur ve barisi tehdit eden bir ortam meydana gelmektedir. Bu konu, insan olarak hepimizin sorumlulugunda ve acil çözüm bekleyen sosyal bir afettir. Siddetin oldugu yerde, sevgi, saygi, anlayis, hosgörü ve paylasma gibi dinimizin tavsiye ettigi insani çözüm yollarindan bahsedilemez.. Yine siddetin oldugu yerde, egitimi ve sosyal konumu ne olursa olsun; kin, nefret, saygisizlik, bencillik, acimasizlik, cehalet ve zulüm vardir. Oysa Yüce Rabbimiz, ayeti kerimesinde: “Onlarla iyi geçinin, eger onlardan hoslanmadiysaniz, olabilir ki siz, bir seyden hoslanmazsiniz da Allah onda pek çok hayir yaratmis olur.” buyurarak karsilikli anlayisi ve iyi geçinmeyi tavsiye etmistir.
Degerli Müminler!
Sevgili peygamberimiz konumuzla ilgili veda hutbesinde dikkatimizi söyle çekmektedir. “Ey insanlar! Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu konuda Allah’tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari Allah’in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah’in emri ile helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz oldugu gibi, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir.” Allah’in elçisi yine veda hutbesinde kadinin bir “emanet” oldugunu vurgulamistir. “Sizin en hayirliniz, esine karsi hayirli olandir” “Bir kimse esine karsi kin beslemesin, onun bir huyunu begenmez ise baska bir huyunu begenebilir” buyurarak erkege, anlayisli ve geçim ehli olmasini tavsiye etmistir. Peygamber Efendimiz hayatinda eslerine karsi hiçbir zaman siddet göstermemistir. O, hanimlarina karsi her zaman hosgörülü, sakin, sabirli, kibar ve ölçülü davranislari ile en güzel örnek olmustur.
Aziz Müminler!
Kadin olsun, erkek olsun, Insana uygulanan siddet, zulüm ve baski, çagdisi, ilkel bir davranis olup dini, ahlaki ve insani degerlerle kesinlikle bagdasmaz. “Müslüman, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmedigi kimsedir.” “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz. Insana merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez. ”

simli dini güzel sözler,audicianimasyon,islamic glitter,free islamic graphic,simli resimler,oynak resimler,hareketli simli resimler,isil isil resimler,parlayan resimler,parlak resimler


|
|
|
|